![]() |
|---|
ACİZLİKLERİMİZİN FARKINDA OLMAMIZ NEDEN ÖNEMLİDİR? Okuduğunuz sitede insana ait birçok acizlik anlatıldı ve insanın bu acizliklere karşı koyamayacak kadar zayıf olduğu ve Allah’ın kendisine rahmeti ve merhameti olmadan, hiçbir şeye güç yetiremediği çeşitli örneklerle açıklandı. Bu sitede anlatılanlar, her insanın kendisinde de göreceği eksikliklerin sadece bir bölümüdür. Ve bu eksiklikler bütün insanlar için geçerlidir. Dünya üzerinde günlerce temizlenmediği halde kokmayan, hiç hastalanmayan, acıkmayan, susamayan dahası ölmeyen hiç kimse yoktur. Her şeye güç yetiren Rabbimiz dileseydi bunların hiçbirini insanın üzerinde yaratmazdı. İnsanı bütün bu eksikliklerden münezzeh yaratabilirdi. Bu Allah için elbette çok kolaydır. Ancak tüm bu eksiklikler aslında, insanın Allah'a ne kadar muhtaç olduğunu ve acizliğini hissettirmek ve dünyanın ne denli "eksik ve kusurlu" bir yer olduğunu göstermek için yaratılmıştır. İnsanın bu eksikliklerle yaratılmasındaki hikmet üzerinde düşünmesi ve karşı karşıya olduğu acizliklere rağmen kendisine rahmette bulunan Allah’a şükretmesi gerekmektedir. O’nun kendisini davet ettiği yola uyması; geçici ve eksik olan bu dünyaya bağlanmak yerine sonsuz ahiret yurdu için tüm hayatı boyunca hazırlık yapması gerekmektedir.
KİŞİNİN ACİZLİĞİNİN FARKINA VARMASININ SONSUZ AHİRET HAYATI İÇİN ÖNEMİ Acizliğinin farkına vararak, dünyanın geçiciliğini anlaması, kişiyi Allah’ın rızasını kazanmaya yönelik davranışlara yöneltir. Acizliğinin şuurunda olan bir insan,
Bağışlanma dilemek, bir anlamda, müminin kulluğunu, Allah karşısındaki aczini, O'nun yardımı olmaksızın günahtan sakınmasının bile mümkün olmadığını dile getirmesidir. Kuran'ın pek çok ayetinde, peygamberlerin çeşitli vesilelerle Allah'tan bağışlanma dilediklerinden bahsedilir. O anda herhangi bir günah işlememiş olsa bile, Allah'ın azabını hatırladıklarında ya da Allah'ın bir imtihanıyla karşılaştıklarında peygamberlerin hemen Allah'tan bağışlanma dilediklerini görürüz. Örneğin bir ayette Allah, Hz. Muhammed’e insanların akın akın dine girdiklerini gördüğünde, Allah'ı hamd ile tesbih edip bağışlanma dilemesini bildirmiştir;
Şükretmek, verilen her türlü nimetten ötürü, dille ve kalple Allah'a olan minnet ve teşekkürünü ifade etmek demektir. Şükretmek Kuran'ın pek çok ayetinde tekrarlanan ve müminlerin çok titizlikle korumaları gereken bir ibadettir. Bu ayetlerden bazıları şöyledir:
İnsana ait eksiklikler, insanın dünya hayatının geçiciliğini anlaması ve cennete özlem duyup bu yönde çaba harcaması için Allah'ın birer lütfu ve nimetidir. Dünyada eksiklik gibi görünen bu konular, aczinin farkına varıp dünya hayatının geçiciliğini anlayabilen bir insanın sonsuz hayatı açısından büyük bir nimete dönüşür.
Allah Kuran’da bize elçilerin, peygamberlerin ve salih müminlerin ömürlerinin sonuna kadar her konuda sabırla, teslimiyetle ve samimiyetle nasıl dua ettiklerinin örneklerini göstermiştir. Dua, Kuran’a göre “kulun bütün benliğiyle Allah (cc)’a yönelmesi” ya da “gücü sınırlı ve sonlu bir varlık olan insanın, sınırsız ve sonsuz kudret sahibi olan Rabbimiz'in karşısında aczini hissederek yardım dilemesi”dir. Allah (cc), Kuran’ın pek çok ayetiyle kullarını Kendisi’ne sığınıp yardım dilemeye çağırmış ve “... Sizin duanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi?” (Furkan Suresi, 77) ayetiyle bu ibadetin önemini hatırlatmıştır. Acizliğinin farkında olan insan, yaşamak için her an Allah’ın kendisine ihsanda bulunmasına ve nimet vermesine muhtaç olduğunun da farkındadır.
Aczinin farkında olan mümin kişileri yaptıkları hata ile değerlendirmez. Hata yapan kişinin de bir insan olduğunu, hataya yatkın bir yapısı olduğunu bilir; ona karşı şefkat ve merhamet duyar, affedici olur. Hatasızlık Allah’a mahsus bir özellik olup, insan hataya her an açıktır. Allah’a iman eden bir insan dahata yapabilir. Böyle bir durumda diğer müminler, o müminin de kendileri gibi aslında aciz bir kul olduğunu unutmaz ve ona şefkatle, merhametle yaklaşırlar. Kuran'da "Kim sabreder ve bağışlarsa, şüphesiz bu, azme değer işlerdendir." (Şura Suresi, 43) ayetiyle affetmenin üstün bir ahlak özelliği olduğu haber verilmektedir.
Acizliğini anlamış insan, Allah’ın izni olmaksızın hiçbir işi yapmaya güç yetiremeyeceğini kavrar ve kendini tamamen Yüce Allah’a teslim eder. Müminlerin bu durumu Kuran’da şöyle haber verilir:
Acizliğinin farkına varamayarak dünya hayatıyla tatmin bulan insanlar ise çok büyük bir yanılgı içindedirler. Bu insanlar, kusursuz ve hatasız olmanın peşine düşer, her an iddialı tavırlar içine girerler. Her hareketleri samimiyetsizlik doludur.
“Sen af (veya kolaylık) yolunu benimse, (İslam'a) uygun olanı (örfü) emret ve cahillerden yüz çevir.” (Araf Suresi,199)
|
|---|